Genel, Sokak Modası

Entegrasyon

 

blog1

En huzur bulduğum anlarım doğayla iç içe geçirdiğim zamanlarım. Yağmur başladığında nemli toprak kokusunu içime çektiğimdeki, yaprağa dokunuşumdaki ve yeşilin gölgesine her teslim oluşumdaki hazzım tarifsiz. Yeri geldi endemik türlerle ilgili araştırmalarımı bir kitapta derledim; yeri geldi bitkisel tarım ilacımla bilim projesine katıldım ve yeri geldi odamda kendime geceleri uyuyabilecek oksijen dahi bırakmadım. Uyuşturucu gibi bir şey bu. Önce, tıpkı anneannemin de yaptığı gibi evini adeta ormana dönüştüren insanları yadırgıyorsunuz. Sonraysa bir bakmışsınız mikro evlatlarınız size git gide makro zevkler tattırıyor; her yerde o çağrışımları aramaya başlıyorsunuz. Yaşadığınız yerlerde, gittiğiniz mekanlarda, yediğiniz şeylerde, sıktığınız parfümlerde ve hatta desenlerinizde bile.

 

 

blog3   Gömlek:  Twist

Starliçe patternli gömleğimi sezon başında Twist’ten almıştım. İllüstrasyonunu ve kol boyunun dirsek üstüne kadar uzanmasıyla yarattığı African retroluğu çok sevdim. Uzun zamandır bu tarz bir şey arıyordum; özellikle de vintage ürünler satan butiklerde. Ama konu desen olunca, zor beğeniyorum. Ya da aramaya koyulduğum esintiyi, bende tam olarak yansıtıp yansıtmadığı konusunda emin olamıyorum diyelim. Modeller hemen hemen birbirinin aynısı olsa da, herhangi bir renk ya da görsel detay eklemesi, gömleğin havasını değiştiriveriyor çünkü.

Gömleğin sırt dekoltesi konusuna gelecek olursak; olmamasını yeğlerdim. Üzerine bir de sütyen kopçası detayını ekleyip gömleğin coolluğunu iyice zedelemektense, H&M’den aldığım sırtı bantlı straplez bikini topını giymeyi yeğledim. Özellikle bu sezon, her yerde rastlayabileceğimiz üzere, oldukça geniş bir büstiyer yelpazesine sahibiz. Böylesi durumlarda, sportifliği kollamak açısından birebirler.

 

blog2

blog4   İstanbul’dan kaçmak için İstanbul’un göbeğine gitmek… ‘Cezayir İstanbul’u tam da bu cümleyle özetleyebilirim sanırım. Burası, yani bahçe katında yağmur ormanlarında konforluca takılıyormuşsunuz hissi veren Cezayir İstanbul’un bulunduğu Cezayir Binası, önce 1901 yılında İstanbul İtalyan İşçi Cemiyeti üyelerinin çocukları için okul binası olarak inşa edilmiş. Daha sonrasındaysa 2005’te restore edilerek bugünkü formuna kavuşmuş. Toplantı salonu, Private room,Bar & Lounge ve bahçe gibi kullanım alternatiflerini barındıran yapıdan en az birkaç saatinizi geçirmeden kalkmanız neredeyse imkansız gibi görünüyor. Bu arada, jazz dinlemekten hoşlanıyorsanız mekana yolunuzu düşürmek için bir sebep daha! Her çarşamba saat 21.00’da Bahçe’de Ülkü Aybala Sunat ve Eylül Biçer sahne alıyormuş. Bir an önce deneyimlemek için sabırsızlanıyorum.

 

blog8

blog5Yüksek bel şort: Topshop Unique

blog6Sandalet: Rhodes

blog7Çukurcuma’dan ayrılmadan, Cezayir’in hemen yanındaki Müz’den yosun alıp kahvemi içmeden edemedim. Şaka şaka! Ama gözüme çoktandır kestirmiştim, benden söylemesi. 🙂

Previous Post Next Post

You Might Also Like